|
9.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"İnsanlar ezan okumanın ve namazda birinci safta
bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, sonra bunları
yapabilmek için kur'a çekmek zorunda kalsalardı kur'a çekerlerdi.
Şayet camide cemaate erken yetişmenin ne kadar faziletli olduğunu
bilselerdi, birbirleriyle yarışa girerlerdi. Eğer yatsı namazı
ile sabah namazındaki fazileti bilselerdi, emekleyerek ve sürünerek
de olsa bu iki namaza gelirlerdi."
Buhârî, Ezân 9, 32, Şehâdât 30; Müslim, Salât 129. Ayrıca bk.
Tirmizî, Mevâkît 52; Nesâî, Mevâkît 22, Ezân 31
Açıklamalar
Ezanın sözlük anlamı bildirmek demektir. Din örfündeki anlamı
ise, belirlenmiş vakitlerde, belirlenmiş sözlerle belirlenmiş
bildirimdir. Vakitler namaz vakitleri, sözler şeriat koyucunun
tayin ettiği ve her vakitte tekrarlanan kelimelerdir. Hepimizin
bildiği gibi ezan şu kelimelerden meydana gelir:
Allahü ekber (4 defa)
Eşhedü en lâ ilâhe illallah (2 defa)
Eşhedü enne Muhammeden resûlullah (2 defa)
Hayye 'ale's-salâh (2 defa)
Hayye 'ale'l-felâh (2 defa)
Allahü ekber (2 defa)
Lâ ilâhe illallah (1 defa)
İslâm âlimleri, ezanın bu kadar az sözle itikadî ve amelî hükümlerin
tamamını ihtiva ettiğini söylerler. "Allahü ekber" ,
Cenâb-ı Hakk'ı tasdike delâlet ettiği gibi, O'nun bütün kemal
sıfatlarını da ispat eder. "Eşhedü en lâ ilâhe illallah",
tevhid akîdesini tasdiki ve şirkin her çeşidini reddi içine alır.
"Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah", Hz.Peygamber'in
risâletini ve bunun yanında bütün resûl ve nebîlerin peygamberliklerini
tasdîke delâlet eder. "Hayye 'ale's-salâh", Resûl-i
Ekrem Efendimiz sayesinde bilinen Allah'a itaat ve tâate emir
sigasiyle davettir. "Hayye 'ale'l-felâh" ise, dünya
ve âhirette ebedî kurtuluş demek olan felâha, yegâne hak yola
çağırmaktır ki, bu kıyameti, âhireti ve mahşeri tasdik demektir.
Bu lafızların tekrarlanmasının sebebi, ihtiva ettikleri bu engin
anlamları tekit içindir.
Ezanın pek çok faydaları vardır. Bunların en başta geleni, ezan
okunan yerde müslümanların varlığının ispat edilmiş olmasıdır.
Bu yer İslâm toprağıdır veya böyle olmaya adaydır. Çünkü müslümanların
hedefi ve gayesi, yeryüzünü islâmlaştırmak veya Müslümanlığı kabul
etmeyen insanların yaşadığı yerleri sürekli Allah'ın dinini tebliğe
müsait bir hale getirmek, bu yöndeki engelleri ortadan kaldırmaktır.
Ayrıca ibadet vaktinin girdiği müslümanlara ezanla haber verilir.
Ezan, müslümanları cemaat olmaya ve bir araya getirmeye davettir.
İslâm'ın temel esasları bütün insanlara günde beş defa ezan sayesinde
açıkça duyurulmuş olur. İslâm âlimleri ezanda dört hikmet bulunduğunu
söylerler. Bunlar: Şiâr-ı İslâm oluşu, yani İslâmın bir parolası,
bir sembolü olması, kelime-i tevhîdi ve kelime-i şehâdeti herkese
açıkça ilân etmesi, namaz vaktinin ve kılınacağı yerin duyurulması
ve müslümanları cemaate davettir. Kur'an'da ezana şu âyet-i kerîmelerle
işaret edilir: "Namaza çağırdığınız zaman onu alay
ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranış, onların düşünmeyen bir
topluluk olmalarındandır" [Mâide sûresi (5), 58].
"Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağırıldığınız
zaman Allah'ı anmaya koşun" [Cum'a sûresi (62),
9].
Ezan okumanın önemi ve fazileti böylelikle iyice anlaşılmış olmaktadır.
İşte bu sebeple Resûl-i Ekrem Efendimiz, bu fazileti kavrayanların
ezan okumakta âdeta birbirleriyle yarışacaklarını, hatta kur'a
atmak zorunda kalabileceklerini ifade buyurmuşlardır. Nitekim
İslâm tarihinde bu gerçekleşmiş, meselâ Kâdisiye Harbi'nde bir
grup müslüman ezan okuma hususunda aralarında münakaşa etmişler,
kimin ezan okuyacağı hakkında Sa'd İbni Ebî Vakkâs kur'a çektirmek
zorunda kalmıştır.
Namazda ilk safta bulunmak da aynı şekilde büyük faziletlerden
biridir. İlk saf imamın hemen arkasında bulunan saftır. Bir arkada
bulunana göre onun önündekinin ilk saf olduğunu söyleyenler, bundan
da öte vakit namazını ilk cemaatle kılanlar demek olduğunu iddia
edenler de olmuştur. Fakat doğru olan ilk görüş olsa gerektir.
İlk safta bulunmanın neden faziletli olduğu üzerinde durulmuş,
buna karşılık imam cehren okuduğunda Kur'an dinlemek, Fâtiha sûresi'nin
okunmasından sonra "âmin" diyebilmek, imamın tekbirlerinden
hemen sonra tekbir almak, imam birini yerine geçirecek olursa
kendisi geçmek gibi büyük ecir ve sevabı olan işler sayılmıştır.
Bir başka yönü teşvik unsuru oluşudur. Cemaatin ön saflarında
boş yer varken, arkada olanlar daima oraları doldurmakla mükelleftirler.
Nitekim bir hadiste: "İlk saffı, sonra onun arkasındakini,
sonra sırayla diğerlerini tamamlayınız, eksik kalırsa son safta
kalsın" buyurulmuştur (Ebû Dâvûd, Salât 94). Erkeklerin
ilk saflarının, kadınların da son saflarının daha hayırlı olduğunu
Peygamberimiz haber vermiştir: "Erkeklerin saflarının en
hayırlısı ilkleridir, sevabı en az olanları geridekilerdir. Kadınların
saflarının en hayırlısı da geridekileridir. Sevabı en az olanları
ise öndekilerdir" (İbni Mâce, İkâme 52). Bunlar dışında konuyla
ilgili pek çok hadis vardır. Burada onları sıralamak konunun hudutlarını
aşmak olur. Ancak kitabımızın 1084-1098 numaralı hadisleri arasında
konuyla ilgili yeterli ve doyurucu açıklamalar yer almaktadır.
Hadisimizde anılan faziletlerden biri de, camiye erken gitmektir.
Bundan maksat cemaate yetişmek ve ön saflarda yer almaktır. Ayrıca
camiye gitmek üzere vaktinde hareket eden kimse hem yolda rahat
yürüme imkânına sahip olur, hem de camide bir süre dinlenmek,
tefekkür etmek, tahiyyetü'l-mescid veya nâfile namaz kılmak ya
da Allah'ın zikriyle meşgul olmak suretiyle kendini farz namaza
hazırlar. Bu ise nefes nefese camiye gitmek ve arka saflarda yer
almaktan çok faziletlidir.
Allah'ın üzerimize farz kıldığı her namazın faziletli olduğu şüphesizdir.
Ancak bunlar arasında derece farkı vardır. Sabah ve yatsı namazı
gecenin iki ucundaki namazlardır. Biri gecenin bitip yeni bir
günün başladığı zamanda, diğeri de gündüzün bitip karanlığın tamamen
bastırdığı vakitte kılınır. İnsanlar içinde münafıklara en ağır
gelen namaz bu ikisidir. İnsanın bu iki namazın vaktinde uyanık
olması, bir de camiye cemaate gitmesi, sağlam bir imanın, ibadet
ve tâate düşkünlüğün, Allah'ın rızasını kazanmak için ciddî bir
azim ve gayretin eseridir. Bu açılardan da son derece faziletlidir.
İşte bunun faziletine işaret için Efendimiz, "Emekleyerek
veya oturakları üzerinde sürtünerek de olsa bu namazlara giderlerdi"
buyurmuşlardır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Ezan okumak İslâm'ın vazgeçilmez esaslarından ve sünnetlerinden
biridir.
2. Ezanın pek çok faydası, fazileti ve hikmeti vardır. İslâm'ın
itikad ve amel esaslarını bünyesinde barındıran ezan, inanmayanları
dine, inananları ibadete davetdir.
3. Müezzinlik, Allah katında ecri ve sevabı büyük hayırlardan
biri olup, Efendimiz tarafından teşvik edilmiştir.
4. Namazda ilk safta bulunmanın sevabı ve fazileti diğer saflardan
daha çoktur.
5. Camiye ve cemaate erken gelmek ve ilk saflarda yer almak sünnette
teşvik edilmiştir.
6. Cemaatle kılınan namazın fazileti, tek kılınan namazdan kat
kat fazladır.
7. Sabah ve yatsı namazlarında camiye gitmek ve cemaatle namaz
kılmak, diğer vakitlerde cemaatle kılınan namazlardan daha faziletlidir.
Çünkü bu ikisi münafıklara en ağır gelen namazlardır.
8. Münakaşalı işlerde kur'a çekmek câizdir.
|